Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından paylaşılan diri fay haritası, İzmir’e ilişkin sosyal medya paylaşımlarını kısa sürede gündeme getirdi. Paylaşımlarda kentteki on bir ilçenin diri fay hattı üzerinde veya faylara yakın konumda bulunduğu iddia edildi. Bu iddialar halk arasında endişe yarattı.
Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bir fayın yerleşim alanından geçmesinin doğrudan yüksek deprem riski anlamına gelmediğini belirtti. Demirtaş’a göre, deprem tehlikesini değerlendirmek için fayın haritadaki konumuna ek olarak, kayma hızı, büyük depremleri üretme potansiyeli, tekrarlanma aralığı ve geçmiş büyük depremin zamanlaması gibi bilimsel verilerin birlikte ele alınması gerekir. Özellikle bazı fayların 6,5 ve üzeri büyüklükte depremleri yaklaşık bin ila üç bin yıllık aralıklarla üretebildiği vurgulandı. Bu nedenle yalnızca diri fay haritasına bakarak ilçeleri “riskli” veya “güvenli” olarak sınıflandırmak bilimsel açıdan doğru değildir.
Demirtaş, deprem tehlikesini anlamak için fayların yanı sıra zemin özellikleri, yapıların dayanıklılığı, yapılaşma koşulları ve olası deprem senaryolarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi. MTA haritasında bir fayın bir ilçeden geçmesi, o ilçedeki tüm yapıların aynı derecede deprem riski taşıdığı anlamına gelmez.