Eylül ayı, küresel ekonomide para politikası açısından yılın en kritik dönemi olma özelliğini taşıyor. ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB), Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve diğer büyük merkez bankalarının faiz toplantıları yatırımcıların radarına girdi. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim ve enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon görünümünü yeniden bozdu ve merkez bankalarının faiz konusunda hareket alanını daraltıyor. Bu toplantıların sonuçları, dolar, euro, altın, borsa ve tahvil piyasalarının seyri açısından belirleyici olacak.
Fed’in eylül kararına ilişkin beklentiler değişti. Orta Doğu’da artan gerilim ve yükselen enerji maliyetleri, ABD’deki yavaşlayan enflasyon ve iş gücü piyasasından gelen zayıflama sinyalleriyle birleşti. Para piyasalarındaki fiyatlamalara göre, Fed’in politika faizini eylül ayında yüzde 63 ihtimalle sabit bırakması bekleniyor; yıl sonuna kadar bir faiz artışı ihtimali ise masada bulunuyor. ECB ise 10 Eylül’de 25 baz puanlık faiz artışı yapmasının kesin gözüyle bekleniyor. Avro bölgesinde temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 2,9’a yükselirken aylık enflasyon 0,2% seviyesinde gerçekleşti.
İngiltere Merkez Bankası, İsviçre Merkez Bankası ve Rusya Merkez Bankası da kararlarını açıklayacak. İngiltere Merkez Bankası’nın politika faizini değiştirmemesi bekleniyor; temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 2,9’a çıkarak son dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Kuraklığın ilerleyen aylarda gıda fiyatları üzerinde ilave risk yaratabileceği öngörülüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise 10 Eylül 2026’da para politikası kararını açıklayacak. Bu kararlar, küresel risk iştahını ve piyasa dinamiklerini şekillendirecek, yatırımcılar için kritik bir döneme işaret ediyor.