Bakalım bundan sonra ne olacak? Oracle ve Quantinuum’un bu ortaklığı, sanki bir sırtta saklanmış bir hazineyi gün yüzüne çıkaran, adeta bir teknoloji çılgınlığına dönüşüyor. Şimdiden birçok üniversite ve araştırma kurumunun “bu cihazı denemek ister” demesini bekliyoruz. Mesela MIT’deki bir grup araştırmacı, yeni Helios’un ilaç tasarımında kullanılması için prototip bir simülasyon planlıyor. Ama ben de söylerim, bu, sadece bir başlangıç; gerçek dönüşüm, bulut tabanlı AI çözümleriyle birleşince gelecekteki veri merkezlerinde devrim yaratacak.
Şimdi de göreceğiz, bu hibrit sistem ne kadar hızlı yayılacak. Oracle’ın mevcut müşterileri, Helios’a doğrudan erişim ile GPU altyapısını da beraberinde kullanma fırsatı bulacak. Bu da demek oluyor ki, bir yandan klasik işlemciyle çalışan bir kodu, bir yandan da kuantum hesaplama ile hızlandırma olanağına sahip olacaklardır. “Kübit” dediğin şey, aslında klasik bitin üstüne kaplanmış bir ışık hücresi gibi. İnanılmaz bir hızla hesaplar çıkar, ama aynı zamanda, veri güvenliği konusunda da yeni zorluklar doğuruyor. Oracle, sistemi zaten kullandığı güvenlik protokolleriyle entegre etmeyi planlıyor; ama yine de, “güvenlik uzmanları” bu konuda “detaylı inceleme” bekliyor.
Bir diğer merak konusu da fiyatlandırma. Şu an için mali koşullar açıklanmadı, ama sektördeki uzmanlar, “yüksek performanslı” bir hizmetin, klasik bulut hizmetlerine göre çok daha pahalı olacağını öne sürüyor. Ancak, eğer bu teknolojiyi gerçekten yaygınlaştırabilirlerse, maliyet düşebilir. Şöyle bir senaryo: Üniversiteler, araştırma kurumları, şirketler; hepsi aynı anda, aynı anda, aynı anda… Hepsi de aynı Heliosu kullanıyor. O zaman, hizmet sağlayıcılar fiyatları düşürerek rekabet avantajı yaratabilir.
Şimdi de, gelecekteki olası senaryoları düşünelim. Belki bir gün, bir AI modeli, ilaç tasarımında kullanılarak, yeni bir tedaviyi 6 ay içinde bulur. Veya bir malzeme bilimcisi, yeni bir süperiletken malzeme tasarlar ve bu malzeme, enerji depolama sistemlerinde devrim yaratır. Hangi senaryolarsa olsun, kuantum + AI + HPC, “yüksek hesaplama gücü” gerektiren alanlarda öylesine bir çığır açacak ki, biz de bu çığırın ne kadar derinlere inebileceğini merak ediyoruz.
Böyle bir teknolojiyi, “gerçek dünyada” nasıl kullanacak? Örneğin, bir otomobil üreticisi, Heliosu kullanarak yeni bir motor tasarımı yaparsa, bu motorun yakıt verimliliği %30 artar. Veya bir finans şirketi, bu sistemle risk analizi yaparsa, dolayısıyla risk yönetimi tamamen değişir. Yani, “çözüm” bulmak için “gerekli” hesaplama gücünü sunan bir platform, hemen hemen her sektör için farklı bir “üstü” var. Ancak, bu platformun yaygınlaşması için, “bulut” ve “yerinde” çözümler arasında bir köprü kurmak gerekir. Oracle, bu köprüyü kurma sözü veriyor, ama gerçek hayatta bu köprü ne kadar sağlam olacak, sorular var.
Ve tabii ki, burada “işbirliği” kavramının önemi de gözden kaçmamalı. Oracle ve Quantinuum’un ortak çalışması, sektörde “çapraz” işbirliklerinin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Bu, diğer şirketlerin de benzer işbirlikleri kurmasını sağlayabilir. Mesela, Microsoft, Google, Amazon gibi büyük bulut sağlayıcıları, kendi kuantum platformlarını geliştirebilir. Ancak şu anki adım, IBM’in “Q Experience” platformuyla rekabet etmeyi hedefliyor.
Sonuç olarak, kuantum ve yapay zekanın birleşimi, sadece bir “teknoloji” değil, “dönüşüm” demek. Şirketler, üniversiteler, araştırmacılar, hepsi bu yeni çağın kapısını aralamak için sabırsızlanıyor. Şimdi, göreceğiz bu kapının ardında ne gibi sürprizler var. Yeni hizmetin ön gösteriminin ne zaman yapılacağını da merak ediyoruz. Belki de, “Oracle’ın” bir sonraki güncellemesinde, “Helios” ile birleştirilmiş bir “AI” modeli, dünyayı sarsacak. Bakalım, bu yeni adım bizi nereye götürür?
Kaynak: Orijinal Haber