11 Eylül saldırıları ABD toplumu ve politika yapıcıları dramatik biçimde değiştirdi. Korku iklimi özgürlüklerden azgeçmelere, cadı avının başlamasına ve uluslararası hukukun delip geçmesine yol açtı. Prof. Dr. Burak Küntay, olayın ardından yaşanan şokun “korkunun özgürlüklerden vazgeçtiği bir devri başlattığını” belirtti.
Saldırıdan sonraki ilk cuma namazında kampüste bulunan mescitler polis ve kameralarla çevrildi; bazı kampüslerde Arap öğrencilere yönelik sözlü saldırılar yaşandı ve binaların tepelerine “Nuke Bin Laden” yazılı pankartlar asıldı. Müslümanlar doğal bir tehdit olarak algılanmaya başladı ve bu durum halkta korku ve intikam duygusunu tetikledi.
Bu şok, ABD yönetimine yeni güvenlik yapıları kurma ve olağanüstü kararlar alma cesareti verdi. George W. Bush’un “Önleyici Savaş Doktrini” ortaya çıktı; “sürekli niyet okuma” üzerinden işgal zeminleri oluşturuldu. Rumsfeld, Trump ve ilgili politikacılar Birleşmiş Milletler normlarını ve uluslararası hukuku rafa kaldırarak, “Ben güçlüyüm, ne yazarsa yazsın istediğimi yaparım” mesajı verdi. Ayrıca 11 Eylül, Ortadoğu’nun yeniden tasarlanması için bir kılıf sundu; Irak’ın tasfiyesi İsrail’in işine yaradı ve “ya bizimlesiniz ya da teröristlerle” retorikleri tek kutuplu bir dayatmayı zorunlu kıldı.